Ayhan Küyük

Ayhan Küyük

ORMANIN DİLİ
[email protected]

Ormancılıkta ekosistem tabanlı yönetim...

05 Nisan 2025 - 14:09



Tüm dünyada ormancılık odun merkezli anlayıştan ekosistem tabanlı bir anlayışa geçiş yönündeki eğilim ,modern ormancılığın evrilen ihtiyaçlarına ve çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine oldukça uyumlu bir yaklaşımdır. Bu eğilimi değerlendirmek için, öncelikle her iki anlayışın temel farklarını ve bunların ormancılık pratiğindeki etkilerini ele almak gerekir.

Odun merkezli anlayış, tarihsel olarak ormancılığın temelini oluşturan bir yaklaşımdır. Bu modelde ormanlar, esasen bir hammadde kaynağı olarak görülür ve öncelik, odun üretimi ile ekonomik getiriye verilir. Türkiye 1839’da Orman Genel Müdürlüğü’nün kuruluşu ve 1956’da yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu ile odun üretimi odaklı bir yönetim benimsenmiştir. Bu yaklaşım, sanayi ve enerji taleplerini karşılamada etkili olurken ormanların ekolojik işlevlerini ve biyolojik çeşitliliğini ikinci plana atılmıştır.Sonuç olarak, tek tip ağaçlandırma, aşırı kesim ve habitat kaybı gibi sorunlar ortaya çıkmıştır.

Ekosistem tabanlı anlayış ise ormanları yalnızca odun kaynağı olarak değil, bir bütün olarak ekolojik sistemin parçası olarak değerlendirir. Bu yaklaşımda, ormanların karbon depolama, su döngüsü düzenleme, biyoçeşitliliği koruma ve rekreasyon gibi çoklu işlevleri ön plandadır. Bu görüşü, küresel ormancılık trendleriyle paralellik gösterir; örneğin, son yıllarda Türkiye’de amenajman planlarının ekosistem tabanlı fonksiyonel planlama modeline dönüştürülmesi bu değişimin bir yansımasıdır. Bu model, ormanların uzun vadeli sürdürülebilirliğini sağlamayı ve iklim değişikliği gibi çağdaş zorluklara yanıt vermeyi hedeflemektedir.

Bu geçişin hem çevresel hem de toplumsal faydalar sağlayabileceği ormancılık camiasında kısa zamanda kabul görmüştü.Zira odun merkezli anlayış, kısa vadeli ekonomik kazançlar için optimize edilmişken, ekosistem tabanlı yaklaşım, ormanların gelecek nesillere aktarılmasında daha bütüncül bir vizyon sunmaktadır.

Ancak bu geçişin uygulanabilirliği, bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Türkiye gibi ormancılık sektörünün ekonomik katkısının hâlâ önemli olduğu bir ülkede, odun üretiminden vazgeçmeden ekosistem odaklı bir denge kurmak kritik bir meseledir. Doğa koruma ile sürdürülebilir ormancılığın rakip değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak ele alınması gerekir.

Pratikte, bu dönüşüm için orman mühendislerinin eğitimi ve politikaların uygulanmasında daha fazla disiplinler arası işbirliği gereklidir. Ayrıca, yerel toplulukların bu sürece dahil edilmesi ve ekonomik alternatifler sunulması, başarının anahtarlarından biridir. Bu görüş teorik olarak sağlam bir zemine oturmakla birlikte, uygulamada bu dengeyi sağlamak için somut stratejilere ve kaynaklara ihtiyaç duyulduğunu göz ardı etmemek gerekir.

Sonuç olarak, odun merkezli anlayıştan ekosistem tabanlı bir anlayışa geçiş eğilimi ,ormancılığın geleceği için vizyoner ve gerekli bir adımdır. Bu görüş, modern ormancılığın ruhunu yansıtan ve zamanın gerekliliklerine yanıt veren bir perspektif sunmaktadır. Değişim çevresel sürdürülebilirlik ile ekonomik ihtiyaçları uzlaştırma potansiyeline sahiptir, ancak başarı, detaylı planlama ve paydaşlar arası koordinasyona bağlıdır.@öne çıkar

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum